14 Kasım 2012 Çarşamba

dün gece külotlardan bahsettik.
fırfırlı dantelli şifonlu ipekli pamuklu külotlardan...
sonra ezgi, külot sınırını aştığı için litvanyadan gelirken nasıl çok sevdiği külotlarını bavulundan atmak zorunda kaldığından bahsetti.
külot sınırı değil, kilo sınırı olduğunu hepimiz çok geç farkettik.
sessizlik devam edince "BEN O YÜZDEN KÜLOTLARIMI ATMIŞTIM LA.." dedi. neyse ki sadece şaka yapıyordu. ya da biz öyle inanmak istiyorduk...
hiç uyumadan sınava gidiyorum şimdi.
hayat, sen bana iyi davranmadın...

13 Kasım 2012 Salı

Damarlarimda dolasmasina izin verdigim tum hisler, zehirlemeye basladiginda ruhumu, hepsini, ne varsa, toplayip kucagima.. Etrafa bakiniyorum.

"biten sevgiler nereye gidiyor?"

Eski tip salon parkeleri var ayaklarimizin altinda. Hayatin sundugu her seyi igrenc bir aclikla tuketmekten sekli bozulmus, carpilmis, egilmis, bukulmus, birbirlerinin uzerine cikmis, duzensiz bosluklar olusturmus kocakari disleri gibi.. Parkeler.. Bosluklu..

Biten sevgiler kollarimda eriyor. Cok sicak oluyor icerisi cunku bir sevgi bittiginde.
Sevgiden ne kaldiysa geriye.
Bosluklardan iceriye.
Sızıyor.. Sızıyor.. Sızıyor..

11 Kasım 2012 Pazar

you belong with me
not swallowed in the sea
you belong with me
not swallowed in the sea

yüzünün ortasına 
bağıra bağıra 

10 Kasım 2012 Cumartesi

adını, sözlükte solframe'de görmem ve günümün sikilmesi..
o orospu çocuğuyla ilgili "idam edilsin, gebertilsin, yaşamasın" diyen onlarca insan..
bunların hiçbiri yoklama imza listesini adını silmişler midir diye her gün telaşla kontrol etmemi değiştirmiyor.
olmaman gereken bir yerdesin.
ve yapabileceğim hiçbir şey yok.

Sınav Dönemi Halet-i Ruhiyesi
parlak olan her şey tarafından inanılmaz cezbedilen bir sinekten daha beter bir vaziyette, parlak olmasına bile gerek olmayan herhangi bir şey için, çalışma masamdan kalkıp saatlerce onunla ilgilenebilirim.

8 Kasım 2012 Perşembe

muhtemelen hayatım boyunca bana kimse inanmayacak ama..
daha demin annemin getirdiği tabaktaki birinci elma diliminin üzerine hafifçe çıkmış olan ikinci elma dilimini zihin gücümle kıpırdattım.
bunu "birinci elma diliminin ikinci elma diliminin kapattığı yerinde acaba herhangi bir çürük var mı ki?" diye anlık bir düşünceyi kafamdan geçirerek başardım.
of neden bu gibi olası über durumları yakalayıp tespit etmesi için her insana bir uşak tertip edilmiyor??
hayat hiç adil değil.
bugün annem beni kolumdan tutup özcan deniz'in saç, fahriye evcen'in yüksek frekans kikirti olarak katıldığı film Evim Sensin'e götürdü.
ağlamadım.
ağlamadım.
sonra kızın küçükken yıldız kaydığını görünce babasının üstüne düştüğünü sanıp ağladığını öğrendiğimiz sahnede ağladım.
sonra ağlamadım.
ağlamadım.
film bitti.