15 Kasım 2016 Salı
29 Ekim 2016 Cumartesi
ben yine
bir salonum olsun, giriş kat evde
tam orada bir sokak lambası
pembe-turuncu ışık perdeden kesilip parça parça insin
o salon öyle duruyor olsun
ben eve geleyim
salonun ortasına oturup
hüngür hüngür ağlayayım
değişen her şeye ve tüm hislere
hatta hiç değişmeyeceklere
oturup bir güzel ağlayayım
tam orada bir sokak lambası
pembe-turuncu ışık perdeden kesilip parça parça insin
o salon öyle duruyor olsun
ben eve geleyim
salonun ortasına oturup
hüngür hüngür ağlayayım
değişen her şeye ve tüm hislere
hatta hiç değişmeyeceklere
oturup bir güzel ağlayayım
3 Temmuz 2016 Pazar
17 Mayıs 2016 Salı
Eööaaa..One should not say "what have I become", one should say "what will I become"... Yani.
Salak salak akademik gururlar yaşarken buluyorum kendimi.
Aklına takılan öylesine bir konuda araştırma yaparken, o konuda yazılmış en baba paper'ın başında diz dize göz göze çalıştığın hocanın ismini görüvermek gibi gibi.
Böyle şeyler benim midemi büzüş büzüş etmezdi.
Ama artık maydonoz da sever oldum zaten.
Bütün bunlar, yeni çıkılan katlar.
Aklına takılan öylesine bir konuda araştırma yaparken, o konuda yazılmış en baba paper'ın başında diz dize göz göze çalıştığın hocanın ismini görüvermek gibi gibi.
Böyle şeyler benim midemi büzüş büzüş etmezdi.
Ama artık maydonoz da sever oldum zaten.
Bütün bunlar, yeni çıkılan katlar.
29 Ekim 2015 Perşembe
ben senin sokağına ulaşamam, dardayım
kaybederken aslında çok güzel hissediyorum.
insan belirli bir hatayı birden fazla tekrarlayınca, güçsüzlüğünde boğuluyor.
üç kereden fazla tekrarlayınca, ipleri olduğu gibi orada kim varsa ona bırakıyor, apar topar sahneyi terk ediyor. artık tadı kaçıyor
o noktadan sonra ben kendi hayatımı ondan bundan daha farklı bir şekilde izlemiyorum
bir şeyler oluyor ya, günlük hayatta benimle konuşan herkesin sesi en az 2 yastığın altından geliyor
bir türlü çekilmiyor önümden insanlar, göremiyorum görmem gerekenleri
sık sık fren ve gazın yerlerini değiştirdikleri arabaları sürüyorum rüyamda
gözüm gibi baktığım apartman bitkisine böcekler üşüşmüş, adalet neresinde bu işin
apartman demişken, komşularımın ışıkları hep yanıyor geceleri bir kez bile birini gördüm mü diye sorun, hayır. bazen, kafamda yalnızlığımı kapatmaya çalıştığım için o ışıkları açıyormuşum ama hayal gücüm yeteri kadar hararetli olmadığı için bir türlü insan formunda gerçek komşular yaratamıyormuşum gibi bir düşünce alıyor beni
bir insanı, başka başka annelerin yavrularını uyuttuğu ninnilerin dilinde iletişim kurmaya zorlamanın ne alemi var, o insan iflah olur mu?bir yandan da, seni o kızla görenler olmuş
çarpık gülümsedim
nerede olduğunu bir türlü göremediğiniz bangır bangır patlayan havai fişekler kadar sinir bozucu
ama gelgelelim,
bundan banane değil mi
29 Eylül 2015 Salı
geri gelemeyecekler listesi
cümleleri, hisleri, elleri, dizleri
köşeleri, koridorları, buzdolabı kapakları
kopan kornişleri, hiç kullanılmayan tüplü televizyonları
şuna gülüşü ve ona gülüşünün arasındaki farkı
esnemesini, hapşurmasını, uyurken elini kıvırıp yüzünün neresine koyduğunu
sevişmeleri serinleten küçük vantilatörü
hangi şehire gidersen git, bütün plakçılarda aradığını da
ekle
16 Eylül 2015 Çarşamba
water the flowers keşke
Ev sahipleri neden bu odaya klima koymuş? bir fikirle çıkageliyorum. Frank Sinatra'nın bir gün bile Napoli'ye uğradığını sanmıyorum. uğradıysa da burada uyanmamış oldğuınu varsayıyorum. çünkü burası asıl "hiç uyumayan" şehirdir. dev pencerelerini açarsan odan inanılmaz estetik görünür. hem hava alırsın, güzel olur. ama. ammmaan allahım. bu ne gürültü. kapat kapat. şimdi de sıcak rahat vermiyor. ne yapmalı. hem camlar kapalı kulak sağlığını korumak hem sıcaktan pelteleşmemek için ne yapmalı. KLİMA!!!
bu da ev sahibimin, ve bu şehirdeki birçok ev sahibinin "klima koysak mı yaaee..??..." sorunsalını nasıl çözdüklerinin hikayesi.
yine de güzel. sokaklar kirli. şarap ucuz. peynir eriyince o denli uzuyor. çamaşırlar kurusa da iplerde illa ki birkaç gün bekletiliyor. insanlar renkli ve gürültülü. tüm şehir balat.
içinizdeki yalnızlığı serinletmenin bir yolu bu yüzyılda keşfedilmedi ama dayanın.
bir gün o da çıkar.
bu da ev sahibimin, ve bu şehirdeki birçok ev sahibinin "klima koysak mı yaaee..??..." sorunsalını nasıl çözdüklerinin hikayesi.
yine de güzel. sokaklar kirli. şarap ucuz. peynir eriyince o denli uzuyor. çamaşırlar kurusa da iplerde illa ki birkaç gün bekletiliyor. insanlar renkli ve gürültülü. tüm şehir balat.
içinizdeki yalnızlığı serinletmenin bir yolu bu yüzyılda keşfedilmedi ama dayanın.
bir gün o da çıkar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)