Birileri sigaralarımızı bozmuş o gece
İlk ellerindi, nereye gideceklerini bilirlerdi
Çok kritik bir konuşma bekliyordu bizi
Yerine ağladım
Bana bakamıyordun
İndirimden aldığımız mumlar tam verimle
Biz uyandığımızda gördük, en çok onlar istememiş terk etmeyi
Peçete nasıl emiyor parkedeki şarabı, dünyanın en ilginç ikinci manzarası
Yatağının odadaki konumu ve dikkatsiz sevişmeler arasındaki bağlantı
İkimizin bildiği tüm sırlar
Parmaklarımın arasından sıyrılıp
Güneşte patlıyor
17 Ağustos 2014 Pazar
16 Ağustos 2014 Cumartesi
Sükuneti bulamadım
Yağmurda dışarı çıktım
Beynimi zangır zangır titretmek için kafamı sırılsıklam ıslatıyordum
Birisi senin kalabalıkta kaybolduğunu söyledi
O zaman anlamamıştım
Şimdi de anlamış değilim
İçi geçmiş sandalyede oturup pembe tavşanlar içerken düşündüğün kişi ben miydim?
Ve herkes gitmişti
Sokağın aşağısına dikmiş gözlerini bakıyordun çünkü sinir krizi geçirmemeye çalışıyordun
Yağmur gibi değildi daha çok deniz gibiydi
Bu acıyı ben istemedim, kendiliğinden geldi
Fırtınayı seviyorum ama şimşekten hoşlanmıyorum
Tüm o sular çok çabuk ortaya çıkıyor, çok korkutucu
Ve herkes gitmişti
Sokağın aşağısına dikmiş gözlerimi bakıyordum çünkü sinir krizi geçirmemeye çalışıyordum
Sağlam altındım
Kavgadaydım
Mahvolmuş gibi görünenden geri dönüyordum
O kadar uzaktan geldiğini göremedim
Kafamı bir çevirdim ki, oradasın
Şimdi benimle dans etmek istemene çok şaşırdım
Tam da senin etrafında olmadığın bir hayatı yaşamaya alışıyordum
Şimdi benimle dans etmek istemene çok şaşırdım
Hep seni yerden çok yükseğe kaldırdığımı söylemişsindir
Sen beni görmedin ben parçalanıyordum
Ben beyaz kızlar parkının kalabalığında beyaz bir kızdım
Sen beni görmedin ben parçalanıyordum
Ben kalbi kırık bir insanın televizyon versiyonuydum
Dedin ki acısız olurdu karanlıkta bir iğne
Yağmurda dışarı çıktım
Beynimi zangır zangır titretmek için kafamı sırılsıklam ıslatıyordum
Birisi senin kalabalıkta kaybolduğunu söyledi
O zaman anlamamıştım
Şimdi de anlamış değilim
İçi geçmiş sandalyede oturup pembe tavşanlar içerken düşündüğün kişi ben miydim?
Ve herkes gitmişti
Sokağın aşağısına dikmiş gözlerini bakıyordun çünkü sinir krizi geçirmemeye çalışıyordun
Yağmur gibi değildi daha çok deniz gibiydi
Bu acıyı ben istemedim, kendiliğinden geldi
Fırtınayı seviyorum ama şimşekten hoşlanmıyorum
Tüm o sular çok çabuk ortaya çıkıyor, çok korkutucu
Ve herkes gitmişti
Sokağın aşağısına dikmiş gözlerimi bakıyordum çünkü sinir krizi geçirmemeye çalışıyordum
Sağlam altındım
Kavgadaydım
Mahvolmuş gibi görünenden geri dönüyordum
O kadar uzaktan geldiğini göremedim
Kafamı bir çevirdim ki, oradasın
Şimdi benimle dans etmek istemene çok şaşırdım
Tam da senin etrafında olmadığın bir hayatı yaşamaya alışıyordum
Şimdi benimle dans etmek istemene çok şaşırdım
Hep seni yerden çok yükseğe kaldırdığımı söylemişsindir
Sen beni görmedin ben parçalanıyordum
Ben beyaz kızlar parkının kalabalığında beyaz bir kızdım
Sen beni görmedin ben parçalanıyordum
Ben kalbi kırık bir insanın televizyon versiyonuydum
Dedin ki acısız olurdu karanlıkta bir iğne
2 Ağustos 2014 Cumartesi
29 Temmuz 2014 Salı
Abim, 1,5 yaşındaki dünyanın en tatlı bebeği olan yeğenimin babası. 31 yaşında.
Bugün onlardaydık. Mutfağa gidip kendine bir çay koydu. Hmmmfffsss hmmmffsss koltuğa oturdu, saatine baktı, eline kumandayı aldı. İçeriye, eşine seslendi:
"Baby Tv kaçtaydı??"
Sanırım olası bir kuşak çatışmasının önüne geçmeye çalışıyor.......
Bugün onlardaydık. Mutfağa gidip kendine bir çay koydu. Hmmmfffsss hmmmffsss koltuğa oturdu, saatine baktı, eline kumandayı aldı. İçeriye, eşine seslendi:
"Baby Tv kaçtaydı??"
Sanırım olası bir kuşak çatışmasının önüne geçmeye çalışıyor.......
25 Temmuz 2014 Cuma
ganzenrozıs
Az önce annemin balkondaki saksı gülünde sigara söndürürken elime diken battı.
Hak ettiğimi düşünüyorum.
Hak ettiğimi düşünüyorum.
21 Temmuz 2014 Pazartesi
25 haftadır traş olmamıştım.
pencereyi kırıp açtım, arka koltukta silahım vardı.
rıhtım sokağında 65 ile gidiyordun.
ve beni arabayla bırakabileceğin konusunda sana güvenebileceğimi biliyordum.
tıpkı okyanus'un gelgit konusunda ay'a güvendiği gibi.
ve sen "bi keresinde 14 yaşımdayken birinin öldürüldüğünü gördüm." dedin.
ve ben de "nerelerdeydim bilmiyorsun" dedim.
sen güneye doğru ilerliyordun, yiyecek bir şeyler arıyorduk.
aklına takılan bir şarkı vardı ve şarkı iyi değildi.
nakaratı çok ucuzdu "aşıklar su geçirmez" gibi bir şey.
arabanın üst penceresinden palmiye ağaçlarına uzanıyordum.
ve burda California'da benzinin ne kadar pahalı olduğunu düşündüm.
dedin ki "geçmişini arkada bırak ve her şey düze çıkacak"
dedim ki "nerelerdeydim bilmiyorsun."
sonra birayla dolu deponu hatırladın.
arabayı park ettin ve "david hadi birer bira içelim" dedin
ayakların çıplak kuma adım attın.
deli gibi açtım ve fıstık ezmeli ekmekten daha fazlasına ihtiyacım olduğunu söyledim.
sonra gün batımı doğu kıyısında daha güzel görünmeye başladı.
dedin ki "dostum david, iyice aç gözlü ve kaba olmaya başladın"
dedim ki "nerelerdeydim bilmiyorsun."
kalkışa geçen bir uçak vardı, inişe geçen de bir başka uçak.
bir binanın yan tarafında "kahvaltı" tabelası okunuyordu.
dedin ki "pelikanla karşılaştırdığında, uçak bir hiçtir."
ve ben de orasının meksika tarzı akşam yemeği sunabilecek bir yer olmasını umdum.
böylece biraz burrito alır birazcık da ispanyolca konuşurdum.
dedin ki "kuş hem sessiz hem de kesinlikle nasıl balık yakalayacağını biliyor"
dedim ki "bebeğim buradaki kimse polisi aramayacak, anlıyor musun, patron iyi biri gibi duruyor ve garson çok sevimli. herhangi birini indirmek çok yazık olur"
dedin ki "ödümü patlattın, çok ileri gidiyorsun, arabama atlamadan önce beni istemiyordun bile."
dedim ki "bebeğim, şu ana kadar gördüğüm en güzel kadın olabilirsin ama nerelerdeydim bilmiyorsun."
19 Temmuz 2014 Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)