24 Aralık 2016 Cumartesi

senden bana

I made you laugh
I made you cry

I made you open up your eyes

didn't I?

I helped you open out your wings
your legs

and many other things

didn't I?

14 Aralık 2016 Çarşamba

sanki

her şey bir Tiziano Ferro şarkısına dönüştü, kırık dökük saçlarımda patladı

8 Aralık 2016 Perşembe

supposed to be


[On what love is like]

You know how when you're listening to music playing from another room? And you're singing along because it's a tune that you really love? When a door closes or a train passes so you can't hear the music anymore, but you sing along anyway... then, no matter how much time passes, when you hear the music again you're still in exact same time with it. That's what it's like.

29 Kasım 2016 Salı

ne derler

Kasvet indi, indi, biraz daha indi. Daha fazla inemeyince vücudumun şeklini aldı. Orada öyle kurabiye adam kalıbı gibi, kasvet kalıbından figürüm elde edildi. O figürle ne yaparsanız yapın ey dünyadaki tüm insanlar. Allayın beni pullayın beni, vitrinlerinize koyun. Bir çocuğun eline verin beni. Şuursuzca sevileyim, zalimce tüketileyim, arkaya bile bakılmasın, ben kırıntı kırıntı azalayım.

Bütün bu olaylar bitince, şöyle omuzlarım gerçek omuzlar şeklini alınca yani. Bir şeyler yapalım. Bir çak yapalım mesela. Çak beee. Nasıl da bitti her şey. Taptaze oldu ekmek. Mükemmel sıcaklığa ulaştı bir bardak süt. Artık yapılacak herhangi bir şey utanmaz yeşil rengi bundan sonra.

Güzelim ruhumu ellerimle bağladığım ve sefere yolladığım şu iğrenç lunapark oyuncağı, ellerim kırılsaydı. Düşmanımın başına gelmesin diyeceğim her şey, gerçekten baya samimi söylemişim ki herhalde, düşmanımın başına hakikaten gelmedi, süper bir geometriyle döne ve döne frizbi oldu, geldi beni buldu. Gerçi, 6 yaşında başıma gelen korkunç olayı bilen bilir. Tek düşmanım, terliklerimizin aynı olacağı tuttuğu ve beni kendi terliklerini çalmakla suçlayan çirkin random kız. Ne biççim açıldı ağzım, hayatımın en büyük şaşkınlığını oracıkta edindim. Suçlamaya bak, ilk başta net bir saflıkla üzüldüm, mental yaşımı ortaya koyan bir "aşkolsun" oldu ilk tepkim. Sonra, bi kere mantıksız, çaldığım terliklerini yanıbaşında giyecek kadar vizyonsuz bir çocuk olduğumu sanmandan mıdır nedir random çirkin kız, sen bana yapılacak bütün kötülüklerin toplamıydın benim için bundan böyle. O noktadan sonra başka da düşman biriktirmedim. Zaten birkaç yıla kalmadan da süpermarketten jelibon çaldım. Sisteme verdiğim ilk reaksiyon bu olmasa da, hatırı sayılır bir ilktir.

Hislerim çok değişikleşti. Her şeye ve hiçbir şeye karşı aynı anda inanılmaz ilgiliyim. Ayaklarım ve kulaklarım son zamanlardaki favorim. Patates kızartmasına daha çok vakit ayırıyorum. Canım istediğinde mesela, görüşüyoruz. Soğuk çok fazla canımı sıkamıyor, üşümemeye karar veriyorum. Ya inanılmaz bir şey bu, nakite dönüştürebilsem yapmayı istediğim her şeyi yapabilirim. Birkaç anı satsam mesela. Elden çıkartsam, o anılara sahip olmayanlara gitseler. Kendime yeni anılar çözerim zaten, hiçbir zaman problem olmadı övünmek gibi olmasın.

Yersiz göz dolmaları, biber dolmaları, kollarımın dizlerini sarması, lahana sarması.

Güzelliğin on par'etmez
Bu bendeki aşk olmasa
Eğlenecek yer bulaman
Gönlümdeki köşk olmasa



Gaz verile verile yerinde fırıl fırıl dönen tekerleri toprağı delen bir arabayım. Yaş 25,8.

Hala başlamadı be.

Uzunları yaktım da, hala başla-ya-madı.

15 Kasım 2016 Salı

I am a train

I didn't know i was a train

29 Ekim 2016 Cumartesi

ben yine

bir salonum olsun, giriş kat evde
tam orada bir sokak lambası
pembe-turuncu ışık perdeden kesilip parça parça insin
o salon öyle duruyor olsun
ben eve geleyim
salonun ortasına oturup
hüngür hüngür ağlayayım
değişen her şeye ve tüm hislere
hatta hiç değişmeyeceklere
oturup bir güzel ağlayayım


3 Temmuz 2016 Pazar

I asked for the weather

You made me feel comfortable
and in love.