7 Kasım 2012 Çarşamba
ya ben bir şeyi anlamıyorum.
bu benim eski arkadaşlarımla sık sık yaşadığım bir sorun.
ben geçmişimden kimseyi aramıyorum. bi süre geçiyor. onlar beni arıyorlar. bu tablodaki 'hayırsız' ben oluyorum sonra.
şimdi benim bir arkadaşım olsun. ben onunla zamanında çok çok önemli bir dönemi kol kola atlatayım. bende yeri çok ayrı olsun. sonra biz ayrı düşelim onunla. o bi tarafa gitsin ben bi tarafa. sonra ben onu hiç arayıp sormayayım. (HATA GELDİ GALİBA) ama amaa.. şunu dinleyin. aynı şekilde o da beni hiç arayıp sormasın.
bu durumda, eşit olmuyor muyuz? iki taraf da birbirini aramıyorsa, arama eyleminin gerçekleşmesi için iki kişi gerekiyorsa, neden ben hayırsız oluyorum. hayırsız bölü iki olmaz mıyım ben?
aradan geçen bunca zamanda ben şöyle düşünüyor olurum: X ile ben çok özel şeyler yaşadık. Ve aramızda hiç kaybolmayacak bir samimiyet olduğuna eminim. bugün bi yere çay içmeye otursak kaldığımız yerden aynen devam ederiz.
o ise şöyle düşünüyordur: Y çok değişti. beni arayıp sormuyor. hayatımda neler olup bittiğini bilmiyor. artık benimle görüşmek isteyip istemediğinden bile emin değilim.
kenara minik bir bölme çizelim ve içine şu faktörü yazalım: İKİ TARAF DA BUNCA ZAMANDIR BİRBİRİNİ ARAMAMIŞTIR.
ulan ben senin samimiyetine inanıyorum. ben sana güveniyorum. nedense, benimle görüşmek istemediğin bir dünya hayal bile etmiyorum. üstelik aynı durumda hesap sormaya kalktığımızda eşit bile sayılırız çünkü onca zamandır sen de beni aramadın. SEN BENİ NİYE ARAMADIN MADEM? ben hesap sorup suçlamalar yapıyor muyum? o kadar uzaklık varken aramızda, yaşadığım şehre geldiğinde neden haber vermedin?
çünkü seninle görüşmek istemediğim sonucuna vardın.
galiba haklısın. sana bu fırsatı ben verdim yani.
hayatımda ilk kez böyle bir şey diycem ama.. KEŞKE HERKES BENİM GİBİ DÜŞÜNSE LAN.
koyarım empatisine şusuna busuna. ilk kez tüm fikirleri çiğneyip kendiminkini genel geçer kabul edicem.
bence ben bu konuda inanılmaz mantıklıyım amk.
arayıp sormamak bazen görüşmek istemediğin anlamına gelebilir.
ama bazı durumlarda da öyle bir şey yoktur. sadece aramadığın için aramamışsındır. ama zaman zaman aklına gelebilir. gülümseyerek hatırlarsın, o kişi bir birim bile kaybetmemiştir değerinden.
çoğu dostumun o bazı durumlarla bu bazı durumları ayırabileceğine güvenmişimdir her zaman.
ama öyle olmayabiliyormuş.
anlamış oldum.
mehmetciğim.
özür dilerim.
ama umarım beni anlamışsındır.
seni seviyorum ve keşke hep burda olsan da beynimi siksen.
ama adana güzel bir şehir. hele kış'ı çok güzeldir. sev orayı. hayatını da sev. ve bana hep güven. başına ne gelirse gelsin yıllar sonra beni aradığında hep aynı tonda "LAN?" diycem.
gülüşücez.
bu benim eski arkadaşlarımla sık sık yaşadığım bir sorun.
ben geçmişimden kimseyi aramıyorum. bi süre geçiyor. onlar beni arıyorlar. bu tablodaki 'hayırsız' ben oluyorum sonra.
şimdi benim bir arkadaşım olsun. ben onunla zamanında çok çok önemli bir dönemi kol kola atlatayım. bende yeri çok ayrı olsun. sonra biz ayrı düşelim onunla. o bi tarafa gitsin ben bi tarafa. sonra ben onu hiç arayıp sormayayım. (HATA GELDİ GALİBA) ama amaa.. şunu dinleyin. aynı şekilde o da beni hiç arayıp sormasın.
bu durumda, eşit olmuyor muyuz? iki taraf da birbirini aramıyorsa, arama eyleminin gerçekleşmesi için iki kişi gerekiyorsa, neden ben hayırsız oluyorum. hayırsız bölü iki olmaz mıyım ben?
aradan geçen bunca zamanda ben şöyle düşünüyor olurum: X ile ben çok özel şeyler yaşadık. Ve aramızda hiç kaybolmayacak bir samimiyet olduğuna eminim. bugün bi yere çay içmeye otursak kaldığımız yerden aynen devam ederiz.
o ise şöyle düşünüyordur: Y çok değişti. beni arayıp sormuyor. hayatımda neler olup bittiğini bilmiyor. artık benimle görüşmek isteyip istemediğinden bile emin değilim.
kenara minik bir bölme çizelim ve içine şu faktörü yazalım: İKİ TARAF DA BUNCA ZAMANDIR BİRBİRİNİ ARAMAMIŞTIR.
ulan ben senin samimiyetine inanıyorum. ben sana güveniyorum. nedense, benimle görüşmek istemediğin bir dünya hayal bile etmiyorum. üstelik aynı durumda hesap sormaya kalktığımızda eşit bile sayılırız çünkü onca zamandır sen de beni aramadın. SEN BENİ NİYE ARAMADIN MADEM? ben hesap sorup suçlamalar yapıyor muyum? o kadar uzaklık varken aramızda, yaşadığım şehre geldiğinde neden haber vermedin?
çünkü seninle görüşmek istemediğim sonucuna vardın.
galiba haklısın. sana bu fırsatı ben verdim yani.
hayatımda ilk kez böyle bir şey diycem ama.. KEŞKE HERKES BENİM GİBİ DÜŞÜNSE LAN.
koyarım empatisine şusuna busuna. ilk kez tüm fikirleri çiğneyip kendiminkini genel geçer kabul edicem.
bence ben bu konuda inanılmaz mantıklıyım amk.
arayıp sormamak bazen görüşmek istemediğin anlamına gelebilir.
ama bazı durumlarda da öyle bir şey yoktur. sadece aramadığın için aramamışsındır. ama zaman zaman aklına gelebilir. gülümseyerek hatırlarsın, o kişi bir birim bile kaybetmemiştir değerinden.
çoğu dostumun o bazı durumlarla bu bazı durumları ayırabileceğine güvenmişimdir her zaman.
ama öyle olmayabiliyormuş.
anlamış oldum.
mehmetciğim.
özür dilerim.
ama umarım beni anlamışsındır.
seni seviyorum ve keşke hep burda olsan da beynimi siksen.
ama adana güzel bir şehir. hele kış'ı çok güzeldir. sev orayı. hayatını da sev. ve bana hep güven. başına ne gelirse gelsin yıllar sonra beni aradığında hep aynı tonda "LAN?" diycem.
gülüşücez.
6 Kasım 2012 Salı
4 Kasım 2012 Pazar
daha demin Chris Martin ile elele göz göze bir rüyamdan uyandım yine.
bende bir problem mi var lan acaba.
bu iki oldu. öyle gerçek rüyalar ki rüyanın içindeki mantıklı şeyler rüyayı inanılmaz korkutucu yapıyor.
uyandığımda "nereye gitti bu adam lan alla allaaağ?" diye etrafa bakındım, o kadar saçma bir durum.
rüyanın ayrıntılarını anlatmayayım, gören var göremeyen var şimdi ayıp olmasın sevgili kardeşlerime.
bende bir problem mi var lan acaba.
bu iki oldu. öyle gerçek rüyalar ki rüyanın içindeki mantıklı şeyler rüyayı inanılmaz korkutucu yapıyor.
uyandığımda "nereye gitti bu adam lan alla allaaağ?" diye etrafa bakındım, o kadar saçma bir durum.
rüyanın ayrıntılarını anlatmayayım, gören var göremeyen var şimdi ayıp olmasın sevgili kardeşlerime.
3 Kasım 2012 Cumartesi
2 Kasım 2012 Cuma
Bugün soldan sağa harun, ben ve tuba derste yan yana oturduk.
Sohbete tuba'nın dahil olduğu bölümden alayım.
harun: .........yani merve, 21 yaşındasın ve hayatın bok gibi.
tuba kafasını telefondan kaldırıp bu cümleyi duyduktan sonra litvanyalı sevgilisi sarunas ile mesajlaşmaya devam etti.
KONUNUN BAŞI YA DA SONU ÖNEMLİ DEĞİL LAN.
tuba'nın, harun'un bana sadece bunu söylemiş olduğunu sanması çok şakalı bence.
neyse.
dün taksim'den mecidiyeköy'e dönerken metrodaki adamın sürdüğü bebek arabasında yatan ama içinde bebek olmayan bebek montu gece rüyama girdi. mont yavaş yavaş kıpırdıyor. HEY.. HEY BUNUN İÇİNDE BEBEK VAR GALİBA diye etrafa sesleniyorum. meğer adamın bebeği aslında ölmüş ama teknolojiyle montuna aktarabilmişler ruhunu. BOŞ BEBEK OLAYI dediğimiz bu olay gündemimizde bir hayli yer edeceğe benziyor.
bugün olan başka bir olay ise, harbiye orduevi'ne ezgi'yi ziyarete gitmem idi. babamla konuştum. bi şekilde beni öğrenci katına kaydettirmeye çalışacak. dostlarım, bu postu okuyanlarınızdan sadece babası subay olan ya da askeriyeyle bir bağlantısı olanlarınız harbiye orduevini görebilecekleri için bırakın da size açıklayayım. harbiye'deki hilton otelini biliyoruz hepimiz değil mi. İŞTE ONUN DAHA GÜZELİ. bu kadar net. the oc dizisindeki otelde yaşayan zibidi bi bebe vardı adı oliver idi. onun gibi bir hayat sürmeme çok az kaldı galiba. hayırlısı.
olan biten bu kadar.
Sohbete tuba'nın dahil olduğu bölümden alayım.
harun: .........yani merve, 21 yaşındasın ve hayatın bok gibi.
tuba kafasını telefondan kaldırıp bu cümleyi duyduktan sonra litvanyalı sevgilisi sarunas ile mesajlaşmaya devam etti.
KONUNUN BAŞI YA DA SONU ÖNEMLİ DEĞİL LAN.
tuba'nın, harun'un bana sadece bunu söylemiş olduğunu sanması çok şakalı bence.
neyse.
dün taksim'den mecidiyeköy'e dönerken metrodaki adamın sürdüğü bebek arabasında yatan ama içinde bebek olmayan bebek montu gece rüyama girdi. mont yavaş yavaş kıpırdıyor. HEY.. HEY BUNUN İÇİNDE BEBEK VAR GALİBA diye etrafa sesleniyorum. meğer adamın bebeği aslında ölmüş ama teknolojiyle montuna aktarabilmişler ruhunu. BOŞ BEBEK OLAYI dediğimiz bu olay gündemimizde bir hayli yer edeceğe benziyor.
bugün olan başka bir olay ise, harbiye orduevi'ne ezgi'yi ziyarete gitmem idi. babamla konuştum. bi şekilde beni öğrenci katına kaydettirmeye çalışacak. dostlarım, bu postu okuyanlarınızdan sadece babası subay olan ya da askeriyeyle bir bağlantısı olanlarınız harbiye orduevini görebilecekleri için bırakın da size açıklayayım. harbiye'deki hilton otelini biliyoruz hepimiz değil mi. İŞTE ONUN DAHA GÜZELİ. bu kadar net. the oc dizisindeki otelde yaşayan zibidi bi bebe vardı adı oliver idi. onun gibi bir hayat sürmeme çok az kaldı galiba. hayırlısı.
olan biten bu kadar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)