23 Eylül 2013 Pazartesi

anasının gözü fran

daha Travis ünlü değildi. hayli uzun zaman önceydi.
muhtemelen Fran Healy, istanbul'u görmek isteyen maceraperest bir turistti.
ekonomik olarak rahat bir nefes alabileceği, kendisi gibi göçmenlerin tercih ettiği Gülbağ semtinde ikamet ediyordu geçici bir süreliğine. esnafla konuşa şakalaşa, zencilerle otura kalka hayli hakim olmuştu türkçeye de.
sonbaharın kışa özendiği sabahlardan birinde, yağmur ani bir kararla selam çaktı; yokuş çıkarken Fran, önünde bir kadın iki de çocuk itişe kakışa yürüyorlardı. 
kız çocuğu, hay aksi ki kumaştan beş paralık ayakkabıları sırılsıklam olmuş, damlalardan gözünü açamıyor.
annesi olacak kadına "YA SÖYLE YAĞMASIIIN" diye mızıklanıyor.
oğlan çocuğu haylaz tekmeler atıyor su birikintilerine, ölecek gibi eğleniyor.
anne iki çocuğu da idare etmeye çalışıyor, canından bezmiş.
kız çocuğu yüzünü döven yağmura iyiden iyiye bozuluyor. oğlan çocuğunun ne kadar mutlu olduğuna inanamıyor. dikkatlice inceliyor onu. tabii yaa!
"YA ANNEE ONUR'UN KAFASINA HİÇ YAĞMUR YAĞMIYO, NEDEN HEP BANA YAĞMUR YAĞIYO?"
Fran tabi çakal, Fran ilham aramaya gelmiş istanbul'a, gözleri çakmak çakmak sol anahtarı, çöküveriyor oracıkta pilavcının önünde, yazıyor minik kıvrık defterine.
diyor ki:
Why Does It Always Rain On Me?

1 yorum: