8 Kasım 2014 Cumartesi

bugün kendime taktığım çelmeler

zifiri karanlığın saat 18:00 versiyonu
çok kilometre uzakta çok yalnız bir şehir olarak kuruyorum artık oraları zihnimde
yalnız olan kendim esasen, yalnızlığı şehirlerle paylaşmak edebi çıkarlarıma hizmet ediyor
bak şimdi, seni bırakmak en bayat parçasıydı ekmeğin
yeni doğmuş bir bebek gibi, saflık falan hikaye
ne yapacağını bilememek, hiçbir hayatta kalma bilgisine sahip olamamak, muhtaçlaşmak, jelleşmesi kemiklerinin içinde
çok zaman geçmemişti ama hemen dünyamı etrafında yoğunlaştırmaya başlamıştım dev bir sopayla
durmadan, durmadan sana indirgiyordum elimde ne kadar evren parçası varsa
edindiğim tüm tecrübeler, koşa koşa eteklerimde
sana getiriyordum, beraber izliyorduk gök ekranında
tüm şarap şişelerini topluyordum zihnimde
tüm küllükleri içimde bir yerlere boşaltıyordum, farkında mıydın
hiç kimseyi mükelleştiremiyorum, sebepsiz çabam iliklerime kadar yoruyor
son zamanlarda yerçekimi kafamı yastığa düşürüveriyor
yediğim tokat hala suratımda kıpkırmızı, kirpiklerim uzamıyor
dev halıya sırtüstü yatıp tavanda bulut avlamak
taksilere gece yarıları haksız ödemeler yapmak
tek bir öpücük uğruna katlanılan tüm pasaport kontrolleri ve türbülanslar
kimsenin göremeyeceği vücut parçalarına izler bırakmak
izler iyileştiğinde bir parça üzülmek
bitirmek
olabilecek en tatlı-acı şekilde bitirmek ki
tüm bu tecrübenin sonunda, beynindeki kısa devrelerin yaptığı seslerin, bir noktadan sonra, dünyanın en eşsiz müziği gibi gelmesi.
bir daha çal.
sonra bir kere daha.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder